Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi kısa süre önce yaptığı açıklamada, Kahire'nin, Suudi Arabistan'ın güvenliğini ve egemenliğini savunmak adına Riyad tarafından talep edilecek her türlü önlemi alacağını duyurdu.Bu gelişme, Yemen'deki İran destekli Husi isyancıların Suudi Arabistan'daki hedeflere yönelik artan saldırıları sonrası geldi.Söz konusu saldırılar, ciddi can kayıplarına ve maddi hasara yol açarken, bölgesel güvenlik ve kritik altyapının korunmasına ilişkin endişeleri de yeniden gündeme getirdi.Ne olmuştu?
Sisi, 17 Ekim'de Mısır'ın, Suudi Arabistan Kralı Muhammed Bin Selman'ın isteği doğrultusunda, Suudi Arabistan'ı "korumak ve savunmak" için her türlü önlemi almaya hazır olduğunu belirtti.Sisi, olası bir askeri konuşlandırmaya yetki verilmesi amacıyla parlamentoyu acil toplantıya çağırdı. Mısır'ın rolünün saldırıdan ziyade savunma amaçlı olacağını vurguladı.Bir gün sonra, Mısır Ulusal Savunma Konseyi, krallığın güvenliğini ve istikrarını korumak için "gerekli ve mümkün olan her türlü desteği" sağlama kararı aldı.18 Ekim'de toplanan parlamento, söz konusu askeri konuşlandırma önerisine ilişkin oylamayı 26 Ekim'e erteledi.Çeşitli medya organlarında yer alan haberlerde, milletvekilleri arasındaki güçlü destek göz önüne alındığında, kararın kabul edilmesinin muhtemel olduğu ifade edildi.Mısır anayasasına göre, yurt dışına asker gönderilmesi için Ulusal Savunma Konseyi'ne danışılması ve parlamentoda üçte iki çoğunluğun onayı gerekiyor.
Mısır neden askeri destekten yana? Bu hamle, Kahire'nin Suudi Arabistan liderliğindeki Mekke Paktı'na katılma konusunda daha önce temkinli bir yaklaşım sergilemesi nedeniyle soru işaretleri doğurdu.Mısır'ın açıklamasından önce paktın üyeleri Türkiye ve Pakistan, Suudi güvenliğini güçlendirmeye hazır olduklarını belirten açıklamalar yapmıştı.Mekke Paktı'nın 27 Ekim'de TBMM Dışişleri Komisyonu'na gitmesi bekleniyor.
Bu gelişmeler, Kahire'nin Körfez'deki önemli müttefikine destek göstermesi yönündeki baskıyı artırdı.El Cezire İngilizce'ye görüş veren analistler, kararın hem Mısır hem de Suudi Arabistan'ın stratejik, ekonomik ve güvenlik çıkarlarını korumayı amaçladığını söyledi.Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'ndaki devam eden istikrarsızlık, denizcilik rotalarını ve Süveyş Kanalı gelirlerini tehdit ediyor.Mısır'ın 2023'te deniz trafiğine yönelik saldırıların başlamasından bu yana yaklaşık 11 milyar dolar kaybettiği bildirildi.
Suudi Arabistan, Mısır'ın önemli bir ekonomik ortağı ve orada çalışan Mısırlılar'dan gelen yatırım ve döviz ülkeye önemli bir gelir sağlıyor. Katar merkezli Al Araby TV'ye konuşan askeri analist Muhammed el-Samadi, bu hamleyi Suudi Arabistan'ın Mısır'a yıllarca verdiği desteğe "karşılık verme" olarak nitelendirirken, eski bir Mısırlı yetkili de aynı televizyona Kahire'nin Körfez güvenliğini kendi ulusal güvenliğiyle yakından bağlantılı gördüğünü söyledi.Mısır merkezli haber sitesi Akhbar al-Ghad'da yer alan bir haberde, bu hamlenin Suudi Arabistan'ın Mısır merkez bankasındaki 5,4 milyar dolarlık mevduatının yenilenmesine yardımcı olup olamayacağı sorgulandı.Bir Husi uzmanı ise Kahire'nin Riyad ile olan ekonomik bağlarının "Mısır'ı bu tür tavizler vermeye zorladığını" söyledi.Mısır nasıl bir destek verebilir?
Kahire ve Riyad, konuşlandırılabilecek herhangi bir gücün büyüklüğünü veya içeriğini açıklamadı.Askeri analistler, Mısır desteğinin muhtemelen hava savunma sistemleri, İnsansız Hava Aracı (İHA) savar kabiliyetler, erken uyarı ve gözetleme uçakları ve muhtemelen çok amaçlı savaş uçaklarına odaklanacağını söylüyor.Askeri analist Muhammed el-Samadi, Al-Araby TV'ye verdiği demeçte, Mısır'ın hava savunma sistemlerinin, cephaneliğindeki sistem çeşitliliği nedeniyle diğer Arap ülkelerininkine göre avantajlı olabileceğini söyledi.
Ayrıca Mısır'ın, hava savunması, istihbarat paylaşımı ve erken uyarı kabiliyetleri aracılığıyla Suudi stratejik bölgelerini, havaalanlarını ve enerji altyapısını korumaya yardımcı olacağını ekledi.Bir Ortadoğu uzmanı, Katar merkezli El Cezire TV'ye verdiği demeçte, Mısır'ın bu hamlesinin Husiler'e ve müttefiklerine Suudi Arabistan'ın tehditle yalnız başına karşı karşıya olmadığı mesajını verdiğini söyledi.Olası zorluklar neler?
Herhangi bir konuşlandırma lojistik zorluklarla karşılaşabilir. Bunlar arasında, personel ve ekipmanın taşınması, tedariğin sürdürülmesi ve Husi saldırıları devam ederse yeterli miktarda önleyici füze ve mühimmat stokunun sağlanması yer alıyor. Gelişmiş hava savunma sistemleri ayrıca Suudi kuvvetleriyle sürekli teknik destek ve yakın koordinasyon gerektirecektir.Husiler ne diyor?
Husiler, Mısır'ın bu hamlesini çatışmada Suudi Arabistan'a verilen doğrudan bir destek olarak görebilirler.Üst düzey bir Husi yetkilisi, "Mısır ordusunun 1960'larda Yemen'e müdahalesinden kalma acı hatıraları" göz önüne alındığında, grubunun "Mısır'ın çatışmaya dahil olmayacağından emin" olduğunu ifade etti.Yetkili, Mısır'ın çatışmaya katılımının, "boyutu ne olursa olsun, bir müdahale teşkil edeceği" uyarısında bulundu.Bir başka Husi yetkilisi Sisi'yi "ordusu ve halkıyla kumar oynamakla" suçlarken, bir uzman da grubun şu an için Suudi Arabistan'ı "tek düşman" olarak gördüğünü belirtti.Mısır'ın eski dışişleri bakan yardımcısı, Al-Araby TV'ye verdiği röportajda, doğrudan bir müdahalenin "ulusal güvenlik çıkarlarını" misilleme riskiyle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulundu.
Yetkili Husileri, temmuz ayında Mısır'ın kuzeyindeki bir doğal gaz tesisini hedef alan İHA saldırısından sorumlu tuttu.Analist Muhammed el-Samadi, televizyon kanalına yaptığı açıklamada, Husilerin Mısır'a yönelik herhangi bir saldırısının "bölgesel bir felaketi" tetikleyeceğini belirterek, grubun bu durumda "uluslararası toplumla bir çatışma" ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.Bundan sonra ne bekleniyor?Mısır gerekli onayları alır ve Suudi Arabistan'a asker konuşlandırırsa, rolünün Suudi hava sahasını ve kritik altyapıyı savunmak üzerine yoğunlaşması bekleniyor.Ancak bu hamle, çatışmanın genişlemesi durumunda bölgesel gerilimi artırabilir ve Mısır'ın çıkarlarını daha büyük risklerle karşı karşıya bırakabilir.Olası zorluklar arasında Kızıldeniz'de ve Babülmendeb Boğazı çevresinde deniz ulaşımına yönelik tehditlerin yanı sıra Kahire üzerindeki siyasi, ekonomik ve güvenlik baskılarının artması yer alıyor.Uzun süreli bir müdahale, halihazırda ekonomik ve güvenlik sorunlarıyla mücadele eden Mısır'ın kaynaklarının daha da zorlanması riskini de beraberinde getirecektir.

